İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

Efes Antik Kenti Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler adeta bir zaman tüneli gibi uzanan Efes Antik Kenti, M.Ö. 8600 yılına kadar uzanan zengin bir tarihe ev sahipliği yapmaktadır. Doğu ile batı arasında stratejik bir konumda bulunan bu liman kenti, sadece coğrafi avantajlarıyla değil, aynı zamanda tarih boyunca birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmasıyla da dikkat çekmektedir. Romalılar, Bizans İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Anadolu beylikleri gibi büyük güçler, Efes’in topraklarında iz bırakmışlardır.

Bu antik kent, sadece liman kenti olması nedeniyle değil, aynı zamanda tarih boyunca önemli ticaret yollarının kavşağında yer alması ve verimli topraklarıyla bölgeyi canlı ve bereketli kılan unsurlarıyla da öne çıkmaktadır. İzmir Efes Antik Kenti, adeta bir kültür mozaiği olarak, binlerce yıl boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaparak zengin bir mirasa sahiptir.

“Arzawa’dan Ana Kraliçe Kenti’ne: Kadın Savaşçıların İzinde Kurulan ve Romalılarla Parlayan Efes”

Efes, kadın savaşçılar tarafından kurulduğu efsanesiyle özdeşleşmiş, Arzawa’dan türeyen ve “Ana Kraliçe Kenti” olarak anılan bir şehirdir. Romalılar döneminde ise bu kent, hızla gelişip güçlenerek, o dönemin en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Stratejik konumu sebebiyle tarih boyunca birçok medeniyetin hedefi olmuş olan Efes, Türklerin eline geçtiği 1300’lü yıllarda Moğol saldırılarına maruz kalarak büyük bir tahribata uğramıştır. Bu dönemde yaşanan zorluklara rağmen, Efes hala tarihsel ve kültürel bir öneme sahiptir. Zaman içinde eski ihtişamını kaybetse de, bu antik kent, geçmişteki farklı medeniyetlere ev sahipliği yaparak zengin bir geçmişi yansıtmaktadır.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

Efes Antik Kentin İçindeki Tarihi Alanlar

Efes Antik Kentin İçindeki Tarihi Alanlar 1 : Artemis Tapınağı


İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Artemis Tapınağı, İzmir’de tarihi mekanların hikayesin de dünya üzerindeki ilk mermer tapınak olarak tarih sahnesine çıkıyor. Bu muazzam tapınak, tanrıça Artemis’e adanmış bir anıt olarak, bölgenin öne çıkan sembollerinden biridir.

Efes Antik Kenti’nde yükselen Artemis Tapınağı, sadece mimari zarafeti ile değil, aynı zamanda tarihi ve kültürel önemi ile de büyüleyicidir. Tanrıça Artemis’e duyulan derin saygının bir ifadesi olarak inşa edilen bu tapınak, ziyaretçilere antik dönemin ihtişamını ve inançlarını yaşatmaktadır.

Artemis Tapınağı, sütunları, detaylı kabartmaları ve etkileyici mimarisiyle dikkat çeker. Antik dönemin büyüsünü hissetmek isteyenler için bu tapınak, tarihle iç içe geçmiş bir atmosfer sunar. Efes’in mistik atmosferinde kaybolmak ve Artemis’in adına yapılmış bu eşsiz tapınağı keşfetmek, geçmişin izlerini takip etmek isteyen herkes için unutulmaz bir deneyim sunmaktadır.

Efes Antik Kentin İçindeki Tarihi Alanlar 2 : Celsus Kütüphanesi

Celsus Kütüphanesi’nin Omalılar döneminde inşa edilmiş olması ve Antik Çağ’ın en büyük üçüncü kütüphanesi olarak kabul edilmesiyle ilgili başka bir ifade:

Celsus Kütüphanesi, Osmalılar döneminde inşa edilmiş olup, Antik Çağ’ın en büyük üçüncü kütüphanesi olarak tarihe geçmiştir.

Efes Antik Kentin İçindeki Tarihi Alanlar 3 : Antik Tiyatro

Efes Antik Tiyatro, antik çağlarda dünyanın en büyük tiyatrolarından biri olarak inşa edilmiş olup, zaman içinde pek çok amaca hizmet etmiştir. İlk zamanlarda gladyatör dövüşlerine ev sahipliği yaparak, o dönemin önemli eğlence ve gelir kaynaklarından biri haline gelmiştir. Günümüzde ise tarihi atmosferini koruyarak, konserler ve gösteriler gibi çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Bu antik yapı, geçmişten günümüze uzanan zengin geçmişiyle modern kültürle buluşmuş bir tarih şaheseridir.

Efes Antik Kentin İçindeki Tarihi Alanlar 4 : Agora Meydanı

Eskiden, Agora Meydanı şehirdeki toplanma ve miting alanı olarak kullanılıyordu. Bu meydanın çevresinde, çeşitli resmi binalar sıralanmıştı, bu da meydanı oldukça canlı bir konuma getiriyordu. Ayrıca, Efes Su Sarayı da Agora Meydanı’nda kendine yer bulmuştu.

Efes Antik Kentin İçindeki Tarihi Alanlar 5 : Domitian Tapınağı

Roma İmparatoru Domitian’ın onuruna inşa edilen tapınak, tarihte öne çıkan bir olayı simgeliyor: ilk defa bir ölümlü, yani insan, için yapılan pagan bir tapınak. Bu özel yapı, Roma İmparatorluğu’nun zirvesindeki bir hükümdarın hatırasına adanmış nadir örneklerden biridir. Ancak tarih boyunca yaşanan değişimlerle birlikte, tapınak Hristiyanlık dininin kabul edilmesiyle yeni bir amaç buldu. Artık tapınak, manastır olarak kullanılmaya başlandı, bu da onu dini ve kültürel bir merkez haline getirdi. Bu dönüşüm, zaman içindeki toplumsal değişimleri ve inanç sistemlerinin evrimini yansıtan önemli bir örnek olarak öne çıkıyor.

Efes Antik Kentin İçindeki Tarihi Alanlar 6 : Kuretler Caddesi

Efes Antik Kenti’nin içinde gizemli bir geçmişe uzanan, tam 280 metrelik bir öyküye sahip bir cadde bulunmaktadır: Kuretler Caddesi. Adını, kutsal ateşi koruma göreviyle görevlendirilmiş olan Kuret rahiplerinden almıştır. Bu tarihî cadde, Bizans İmparatorluğu döneminde dükkanların ve atölyelerin sıralandığı, her iki tarafında ise heykellerin gururla yer aldığı bir ticaret merkezi olarak bilinir.

Efes Antik Kentin İçindeki Tarihi Alanlar 7 : Herakles Kapısı

Kuretler Caddesi’ni konuşurken, Herakles Kapısı’nın anılmadan geçilmez. Bu özel kapı, Kuretler Caddesi boyunca uzanır ve yayalar ile araç trafiğini birbirinden ayırmak amacıyla özenle inşa edilmiştir. Üzerinde gururla taşıdığı Herakles kabartmalarıyla adeta tarih kokan bir yapıdır.

Ege’nin gözdesi İzmir’e bir yolculuk planlıyorsan, kesinlikle Efes Antik Kenti’ni ziyaret etmelisin. Seyahatinin her anında güvende olmak istiyorsan, yola çıkmadan önce Allianz Sigorta’dan “Seyahat Sağlık Sigortası” yaptırmayı unutmamalısın.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 8 : Agora Açıkhava Müzesi Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri


İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Agora, İzmir şehri içinde, Tepekule ve Kadifekale ile birlikte en önemli üç ören yerinden biridir. Namazgah semtinde bulunan ve Roma döneminde mermer döşeli büyükçe bir avlu çevresinde, sütun ve kemerler üzerine çok katlı olarak inşa edilmiş bir yapı topluluğudur. Üç katı ile dünyadaki tek örnektir. Ayrıca Roma’daki Traianus’tan sonra dünyada ki en büyük bazilika buradadır. Sözcük anlamı “Pazar Yeri” olan Agora, ticari bir alan olmakla birlikte politik toplantılar ya da halk mahkemelerinin de yapıldığı devlete ait bir alandır.


Agora’nın, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Arkeoloji ve Tarih Parkı olarak düzenleme çalışmaları içinde, yeni kazı çalışmaları sürmektedir. Bu proje ile Agora’nın Kemeraltı Çarşısı, Basmane’deki oteller, Kültürpark ve Antik Tiyatro ile Kadifekale bağlantısının yapılması planlanmıştır. Agora’nın Antik dönemindeki yerinin belirlenmeside en önemli etken hiç kuşkusuz bol suya sahip bir alan olmasıdır. Batı Portik’te (Stao) görülen büyük sarnıçlar ile çeşitli kanalizasyon parçaları bunun kanıtıdır. Öte yandan yapının kuzey yönünde, Bazilika girişinde bulunan kaynak suyunun, ilk çağdan bu yana akmakta olduğu düşünülmektedir. Ancak bu suyun içilmemesi önerilmektedir.

Agora’nın Batı Kapısı kemeri üzerinde İmparator Marcus Aurelius’un karısı Faustina’nın kabartma portresini görebilirsiniz. Agora’daki en önemli buluntulardan bir kısmı; Roma dönemi dükkanlarına ait olan bölümlerin duvarlarında beyaz sıva üzerine çizilmiş “grafiti”lerdir. Çok değerli olan bu çizimler, portatif çatı ve brandalar ile korumaya alınmıştır. 


Son kazılarda dönemin şehir meclisi toplantılarının yapıldığı Bouleterion ile dört katlı ilginç bir yapıya sahip olduğu anlaşılan büyük hamam ve oldukça geniş bir alana sahip mozaikler de gün ışığına çıkarılmıştır. Agora’yı gezerken, bir zamanlar Liman Kale’de bulunduğu var sayılan Latin armalı mermerler ile son derece önemli işçilikle yapılmış Osmanlı mezar taşlarını birlikte  görebilir, hepsini tek tek inceleyebilirsiniz.

Agora’nın önemli bölümü henüz toprak altındadır ve güney yönündeki park, okul ve Osmanlı dönemi Namazgah Hamamı’nın bulunduğu yapı grupları da Agora’nın üzerindedirler.
Agorayı gezerken uyarı yazılarına dikkat etmeniz, özellikle kemer ve tonozların olduğu bölümlerde ve merdivenlerde dikkatli olmanız gerekmektedir. Kazıların sürdğü bölümlere ziyaretçiler alınmamaktadır

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 9 : ALLİANOİ ANTİK KENTİ

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Allianoi Antik Kenti, tarih kokan izlerini Bergama ilçesindeki Yortanlı Barajı alanının ortasında sürdürüyor. Paşa Ilıcası’nın gölgesinde yer alan bu antik kent, sıcak termal sularıyla ünlüdür ve bu özelliği P. Aelius Aristides’in Hieroi Logoi kitabında detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Antik kentin hikayesi, bu eser dışında pek bilgiye dayanmamaktadır.

30 bin metrekarelik geniş bir alana yayılan Allianoi, termal bir kent olmanın ötesinde bir tarih hazinesine ev sahipliği yapmaktadır. İlginç bir detay olarak, bölgede yer alan ılıca kompleksi, üç katlı bir yapıya sahiptir ve içinde bulunan eşsiz mozaiklerle dikkat çeker. Bu mozaikler, antik döneme ait sanatsal zenginliği yansıtmaktadır.

Ancak, Allianoi Antik Kenti’nin geleceği tehlikededir. Yortanlı Barajı’nın tam yanında konumlanmış olması, antik kenti sular altında kalma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Bu durum, bazı gezilerin engellenmesine sebep olmuştur. 2011 yılı itibariyle Yortanlı Barajı’nın inşası tamamlandığında, Allianoi tamamen sular altında kalmış ve bu tarihî mirasın korunması açısından büyük bir kayıp yaşanmıştır.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 10 : AYA FOTİNİ KİLİSESİ

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 1922 yangını öncesinde, Frenk Caddesi’nin Mahmudiye (Yaladika) adını taşıyan bölgesinde bulunan Aya Fotini, deniz kenarında 1658 yılında inşa edildi. Ancak 1688 depreminde yıkıldıktan sonra, 1690’da yeniden inşa edildi. Kilise, zaman içinde kıyının doldurulması sonucu iç kısımda kaldı ve 33 metre yüksekliğindeki çan kulesi, 1856’da Hazreti İsa’nın ölüm yaşıyla ilişkilendirilerek dikildi. İzmir’in en yüksek binası olarak bilinen kilisenin çan kulesine, 1892’de büyük bir saat eklenerek daha da gösterişli hale getirildi.

Ancak kader, 1922’deki büyük yangında Aya Fotini’yi tamamen yok etti. Yangın sonucunda kilise harap olup yıkıldı. Günümüzde, Alsancak 1374 Sk. No:24’te konumlanan Ortodoks kilisesi (eski Felemenk Protestan Kilisesi), isim benzerliği dışında bu tarihi yapıyla herhangi bir bağlantıya sahip değildir.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 11 : BİKUR HOLİM SİNAGOGU

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

1724 yılında, İzmirli Yahudi kökenli Hollanda göçmeni Salamon de Ciaves, İkiçeşmelik yolu üzerinde geniş bir bahçeye sahip olan evlerinden birini sinagog olarak kullanılmak üzere bağışlamıştır. Bu ev, Salamon de Ciaves’in katkılarıyla İzmir’in tarihine damgasını vuracak bir ibadet yeri haline gelmiştir.

Salamon de Ciaves tarafından bağışlanan ev, zamanla “Çaves Havrası” olarak da bilinen bir sinagog haline gelmiştir. Sinagogun bodrum katı, o dönemde sık sık görülen veba veya kolera salgınları sırasında hastane olarak kullanılmış ve bu nedenle sinagog, “Bikur Holim Sinagogu” adını almıştır, zira bu isim hasta ziyareti anlamına gelmektedir. Ancak, 1772 yılında meydana gelen yangın sonucunda sinagog hasar görmüş, ancak 1800 yılında Manuel de Ciaves tarafından aynı aile tarafından yeniden inşa edilmiştir.

Çaves Sinagogu, göz alıcı mimarisi ile dikkat çeker. Merkezî Teva’sı (dua okuma kürsüsü), çiçek ve meyve motifleriyle süslenmiş tavanı, yeşil-sarı renklendirilmiş ve süslü sütunlarıyla İzmir’in en güzel ibadethanelerinden biridir. Sinagog, her iki haftada bir Cumartesi sabahları ibadet için açılmak üzere Algazi Sinagogu ile dönüşümlü olarak hizmet vermektedir. Bu tarihî mekan, sadece dini önemi ile değil, aynı zamanda mimari güzellikleriyle de İzmir’in kültürel mirasına katkı sağlamaktadır.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 12 : KEMERALTI ÇARŞISI

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

Mezarlık başı semtinden Konak Meydanı’na kadar uzanan bölge, tarih kokan bir çarşıya ev sahipliği yapmaktadır. Bu tarihi çarşı, Anafartalar Caddesi üzerinde bulunan ana cadde ile tanınmaktadır. Caddenin belirgin bir kavis çizmesi, geçmiş yüzyıllarda var olan iç limanın çevresini takip etmesinden kaynaklanmaktadır. Zamanla limanın ağzının dolması, yeni yerleşim ve ticaret alanlarının ortaya çıkmasına neden olmuş ve bu bölgeler, yeni binalarla değerlendirilmiştir. Çarşı, ilk inşa edildiğinde kısmen tonozlu, kiremit örtülü, yan sokakları ve arastalarıyla kapalı bir çarşı görünümündeydi.

Yıllar içinde, Şadırvan altı Cami’den Havra Sokağı’na kadar uzanan sokakların üstü örtülmüş durumdaydı. Kemeraltı adını bu özel bölümünün üstünün kapalı olmasından almıştır. Çarşı içindeki küçük sokaklar, çeşitli binalarla çevrili beşik tonozlarla örtülüydü. Bu sokaklar ve ara sokaklar arasında yer alan arastalar, çarşıya farklı bir dokunuş katmaktaydı. Çarşı, pek çok hanın bulunduğu bir alan olarak zengin bir ticaret geçmişine sahiptir.

Günümüzde de Kemeraltı Çarşısı, İzmir’in en önemli alışveriş merkezi olarak varlığını sürdürmektedir. Eski tonozlu ve kubbeli dükkânların sayısı azalmış olabilir, ancak modern iş merkezleri, mağazalar, sinemalar ve kafeteryalar ile dolu sokakları, her saatinde canlıdır. Kapalı ve açık alanlardan oluşan çarşı, geleneksel Türk el sanatlarıyla bezeli bir zenginlik sunmaktadır. Seramikler, çini panolar, ahşap ürünler, tombaklar, halı ve kilimler, deri ürünleri gibi çeşitli ürünler, alışveriş yapmak isteyenleri beklemektedir. Kemeraltı Çarşısı, geçmişin izlerini taşırken modern alışveriş olanaklarıyla da ziyaretçilerini cezbetmektedir.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 13 : KIZIL AVLU

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Antik Pergamon’un ova boyunca yükselen en göz alıcı yapısı, Roma İmparatoru Hadrianus döneminde (M.S. 117-138) Mısır Tanrısı Serapis’e ithaf edilen etkileyici bir tapınaktır. Sadece tasarımı değil, aynı zamanda devasa boyutlarıyla da hayranlık uyandıran bu eser, kült ve sanat tarihinde özel bir yere sahiptir.

Tapınak, M.S. V. yüzyılın ortalarında Erken Bizans döneminde önemli bir dönüşüm geçirerek, ana binaya eklenen iki sıra sütun ile üç nefli ve bazilikal planlı bir kiliseye dönüştürülmüştür. Yeniden adlandırılan yapı, Aziz Johannes’e adanmıştır ve İncil’de bahsi geçen Anadolu’nun ilk ‘Yedi Kilise’lerinden biri olarak bilinir.

Antik tapınağın kuzeyinde bulunan kule biçimli yuvarlak yapı, Osmanlı döneminde cami olarak kullanılmış ve günümüzde hala Kurtuluş Camisi olarak hizmet vermektedir. Ayrıca, tapınağın hemen yanında bir havra da bulunmaktadır, bu da bölgenin farklı dini inançlara ev sahipliği yaptığını gösterir.

Çok tanrılı Antik Çağ inançlarına ek olarak, bu tapınak aynı zamanda üç büyük ilahi dine de ev sahipliği yapmasıyla dikkat çeker. Bu özelliğiyle, inanç turizmi açısından son derece önemli bir merkez olarak konumlanmaktadır.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 14 : KLAROS

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Klaros’un kökeni net bir tarihle belirlenememekle birlikte, M.Ö. 7. ve 6. yüzyılın başlarında Kolophon şehrinin baş tanrısı Apollon’a adanmış bir tapınak olarak inşa edildiği düşünülmektedir. izmir’de tarihi mekanların hikayesi muhteşem alan, Hellenistik dönemde ve özellikle Roma çağında, öngörü yeteneğiyle tanınan bir yer olarak ün kazanmıştır. Apollon tapınağı, dik bir vadide düz bir arazi üzerine kurulmuş ve burada kutsal bir kaynak ile ormanın bulunmasından etkilenmiştir.

Klaros, tarih boyunca bir şehir olmamış, sürekli olarak Kolophon’a bağlı bir şekilde gelişmiştir. M.S. 2. yüzyılda inşa edildiği düşünülen kare yapıdaki Propylea, Apollon tapınağına ulaşan heykellerle süslü bir yolun üzerinde yer alır. Propylea’da, kahine danışmaya gelenlerin bıraktığı kitabeler bulunmaktadır. Tapınağın içinde, 7.5 metre yüksekliğinde bir Apollon heykeli ve önünde anıtsal bir sunak bulunmaktadır. Tapınağın kuzeyinde, İon tarzında Artemis’e ait olabilecek yeni bir tapınak bulunmaktadır. Kazılarda çıkan eserler İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Klaros’un kutsal alanı, Kolophon’un 13 km güneydoğusundaki Değirmendere’de ve 2 km kuzeyindeki Notion (Ahmetbeyli) köyünde yer almaktadır. Klaros’taki ilk sistematik araştırmaları 1886’da C. Schuchhardt başlatmıştır. Schuchhardt, Kolophon’un doğru konumunu belirledikten sonra, vadide bulunan iki tümülüsü tanımlamış ve Notion’un yerini saptamıştır.

Th. Macridy, Notion akropolünde ve çevresinde, Ahmetbeyli halkı tarafından “Kale” olarak adlandırılan bölgeden getirilmiş birçok yazıtlı blok bulmuştur. Bu yazıtların köyde bulunması, Kutsal alanın bu bölgeyle ve Bazilika’dan uzak olmadığı düşüncesini uyandırmıştır. Th. Macridy, 1907’de yaptığı araştırmalar sonucunda propylon’da ayakta duran sütunun üst kısmını bulmuş ve buranın Apollon Klarios Kutsal Alanı olduğunu doğrulamıştır.

Klaros’taki ilk bilimsel kazı, Th. Macridy ve Ch. Picard tarafından 1913 yılında gerçekleştirilmiştir. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla kazılar durmuştur. Klaros’taki kazıların ikinci dönemi, 1950 yılında Prof. Louis Robert tarafından, Jeanne Robert’in de katılımıyla yeniden başlatılmıştır. Üçüncü dönem kazıları ise 1988 yılında Prof. Juliette de La Geniere liderliğinde başlamış ve halen devam etmektedir.

Farklı şehirlerin tarihi mekanları için tıklayınız

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 15 : NOTİON

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ahmetbeyli köyünün sınırları içinde yer alan antik bir liman kenti, İzmir ‘de tarihi mekanların hikayesi50 km uzaklıkta ve Kolophon’a sadece 15 km mesafededir. Bu tarihi şehir, günümüz köylüleri tarafından “Kale” olarak adlandırılan Akropol ile öne çıkar. Akropol, iki tepe üzerine konumlanmıştır ve kentin ana tanrıçası Athena Polias’a adanmış olan tapınağa ev sahipliği yapar. Özellikle Akropol’ün batı tepesinde bulunan tapınak, denize yüksek bir noktadan hakim bir konumda yer almaktadır.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 16 : Pergamon

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

Makedon kralı Büyük İskender, M.Ö. 334 yılında Pergamon’u ele geçirdikten sonra, kenti oğlu ve karısına bıraktı. İskender’in ölümüyle, Pergamon bölge yöneticisine geçti ve Filetairos adlı kişi burada yeni bir krallık kurdu. Filetairos’un ölümüyle yerine geçen 1. Eumenes döneminde kent sakin bir yaşam sürdü. Daha sonra idareyi devralan 1. Attalos’un liderliğinde Pergamon, M.Ö. 241’de resmen kuruldu.

  1. Eumenes döneminde Pergamon, en geniş sınırlarına ulaştı ve kentte büyük bir kitaplık inşa edildi. Kuzu ve keçi derilerinden yapılan parşomen kağıdının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması da bu döneme denk geldi. Ardından gelen 2. Attalos, ülkenin gelişimini sürdürdü. Ancak 3. Attalos’un dengesiz davranışları nedeniyle, ölümünde varis olmadığı için kenti Roma İmparatorluğu’na vasiyet etti. M.Ö. 129’da Roma’nın kontrolüne geçen Pergamon, Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti’nin bir başkenti haline geldi.

Pergamon, M.Ö. 282-133 arasında Pergamon Krallığı’nın başkenti olarak önemli bir rol oynadı. Kent, Misya bölgesinin öne çıkan merkezlerinden biriydi ve Roma döneminde de Batı Anadolu’nun sayılı kentlerinden biri olarak anıldı.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 17 : SAAT KULESİ

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

1900 yılında, Sultan Abdülhamid’in tahtta geçirdiği 25 yılın kutlanması için İmparatorluk genelinde büyük bir coşkuyla kutlamalar düzenleniyordu. Bu özel anı yaşatmak amacıyla kalıcı eserler inşa etmek de planlar arasındaydı. Bu kapsamda, dönemin İzmir Valisi Kamil Paşa, 1 Ağustos 1900 tarihinde yerel yöneticiler, mülki ve askeri yetkililer, memurlar ve şehrin önde gelenleriyle bir toplantı düzenledi. Sarı Kışla yakınlarındaki bir çeşmeli saat kulesi inşa etme kararı, bu toplantıda alındı.

İnşaatın yönetimi için oluşturulan komisyon, Fransız mimar Raymond Charles Péré’nin Arap mimarisi tarzındaki tasarımını uygun buldu. Temel atma töreni, 1 Eylül 1900’de Abdülhamid’in 24. yıl dönümü kutlamaları sırasında gerçekleştirildi. Kulenin inşaatı genel hatlarıyla 1901 yılı Ağustos ayında tamamlandı. Saatlerin tedarik edilmesi gibi eksiklikler, törenden sonra tamamlanma kararı alındı ve açılış, Abdülhamid’in 25. yıl dönümü olan 1 Eylül 1901’de gerçekleşti.

Saat, dönemin Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından Osmanlı-Alman dostluğu nedeniyle hediye edildiği kaydedilmiştir. Kulenin üzerine, II. Abdülhamid’in iktidarını simgeler nitelikte çeşitli semboller yerleştirilmişti. Ancak Cumhuriyet döneminde çıkan bir kanunla, Osmanlı’ya ait semboller kaldırılarak yerlerine ay-yıldız eklendi.

Kule, 1974 İzmir depremi sırasında 5,2 şiddetinde hasar gördü. Depremde saat kadranları üzerindeki son kat yıkıldı ve saat, depremin oluş saati olan 02:04’te durdu. Ancak, kule iki yıl içinde onarıldı ve saat tekrar çalışır hale getirildi. Saat, 2016 yılına kadar sorunsuz bir şekilde işledi.

2016 Türkiye askeri darbe girişimi sonrasında düzenlenen “demokrasiyi koruma” eylemleri sırasında, 16 Temmuz 2016 sabahı saat kulesi hasar gördü ve saat ile çeşmeler çalındı. Saati çalan genç, bir hafta sonra yakalandı. Kule, Şubat-Eylül 2019 tarihleri arasında yenileme ve güçlendirme çalışmaları geçirdi.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 18 : Salepçioğlu Camii

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

İzmir’in barok esintiler taşıyan en göz alıcı camilerinden biri olan Salepçioğlu Camii, 15 Ekim 1895’te başlayan bir inşa süreci sonucunda 20 Şubat 1906’da tamamlanmıştır. Bu muazzam eser, İzmir Kadısı Mehmet Emin Efendi’nin gözetiminde, Salepçizade Hacı Ahmet Efendi tarafından hayata geçirilmiştir. Cami, 14 Nisan 1906 tarihinde düzenlenen özel bir törenle Vali Mehmet Kamil Paşa ve İzmir’in önde gelen isimlerinin katılımıyla ibadete açılmıştır.

Salepçizade Hacı Ahmet Efendi’nin vakfiyesine göre, Büyük Salepçioğlu Hanı’nın geniş avlusunda cami ile birlikte bir mektep, yedi oda ve dershaneyi içeren bir medrese de inşa edilmiştir. Vakfiyeye göre, caminin gelirlerinin bir kısmı, yaklaşık 80 dükkân ve iki büyük hanın gelirleriyle sağlanmıştır.

Yeşil renkli düzgün kesme taş ve beyaz mermer kullanılarak inşa edilen Salepçioğlu Camii, mimarisinde Yunan, Roma ve Rönesans öğelerini bir araya getirerek benzersiz bir görünüm elde etmiştir. Bezeme detayları, Oryantalist etkileri yansıtarak zengin bir atmosfer sunmaktadır.

Caminin alt katı medrese ve mektep olarak tasarlanmış, üst katında ise ibadet için ayrılmıştır. Minare, yapıdan bağımsız olarak inşa edilmiş olup, 1927 yılında İzmir Valisi Kazım Dirik tarafından yenilenmiştir. Ancak, bu minare 1974 yılında yıkılınca, 1982 yılında bugünkü ince yapılı ve zarif minare inşa edilmiştir.

Cumhuriyet döneminde, İzmir’in vakıf kütüphanelerindeki kitaplar, Salepçioğlu Camisi’nde kurulan ‘Hisar Umumi Kütüphanesi’nde toplanmıştır. 2012 yılında İzmir Ticaret Odası tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir restorasyon süreci, caminin önemli iç ve dış süslemelerini temizleyerek rötuşlamış ve bu tarihi eserin güzelliklerini korumuştur.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 19 : SMYRNA

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri

Antik dönemde Anadolu’nun önde gelen kentlerinden biri olarak kabul edilen Smyrna, ilk kez İ.Ö. 7. yüzyılın başlarında Aiol lehçesinde “Smurna” olarak ve İon lehçesinde “Smurne” olarak adlandırılmıştır. Kentin ilk kuruluşu Bayraklı’da gerçekleşmiş ancak İ.Ö. 4. yüzyılın sonlarında, bugünkü İzmir kent merkezinin bulunduğu Kadifekale ile deniz arasındaki düzlüğe taşınmıştır. Smyrna’nın bu yeniden yerleşimi, Büyük İskender ile ilişkilendirilir ve Pausanias’ın eserinde ilginç bir hikayeyle anlatılır.

Pausanias’a göre, Büyük İskender’in oğlu olan Aleksandros, bir rüya sonucunda kenti kurmuştur. Pagos Tepesi’nde avlanırken Nemesisler tapınağının önünde uykuya dalan Aleksandros, Nemesislerin kendisine yeni bir kent kurma emri verdiğini söyler. Bu emir doğrultusunda, İzmir halkı eski kentten çıkarılarak bugünkü Smyrna’nın bulunduğu yere getirilmiştir. Antik dönem yazarlarından Strabon ise, yeni kentin kuruluşunun Büyük İskender’in haleflerinden Antigonos tarafından başlatıldığını ve ardından Lysimakhos’un devraldığını belirtir.

Kazılar, Bayraklı’daki yerleşmenin Büyük İskender döneminde terk edildiğini göstermiştir. Kentin Roma dönemine ait sikkelelerinde, kurucu olarak Büyük İskender’in tasviri bulunmaktadır. Smyrna, Roma egemenliği altında İ.Ö. 133 ile İ.S. 395 yılları arasında önemli bir merkez haline gelmiştir.

Smyrna’nın stratejik konumu, Küçük Asya’nın önemli metropollerinden Sardis ve Ephesos arasındaki yol üzerinde olması ve geniş, korunaklı bir limana sahip olmasıyla dikkat çeker. Kent, doğu ve batı arasındaki güçlü ticari ilişkilerin odak noktası haline gelmiş ve yaygın deniz ticareti sayesinde kozmopolit bir yapıya sahip olmuştur. Smyrna, Yunan-Roma dünyasındaki diğer büyük şehirler gibi zengin bir kültürel ve ticaret merkezi olarak önemli bir rol oynamıştır.

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler 20 : TARİHİ ASANSÖR

İzmir’de Tarihi Mekanların Hikayesi

İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri
İzmir Gezilecek Tarihi Yerler Ve Hikayeleri


İzmir’in tarih boyunca taş ocağı olarak kullanılan Karataş bölgesinde, sahil şeridi (şu anda Mithatpaşa Caddesi) ile yukarıdaki Halil Rıfat Paşa semti, uçurumlarla ayrılmıştı. İki semt arasında, Türklerin “Karataş Merdivenleri” ve yukarıdaki semte yerleşen Yahudilerin adını verdikleri “Devidasların Merdiveni” ile bağlantı sağlanmıştır. Bu merdivenler, geçmişin izlerini taşıyan önemli yapılar olmuştur.

Merdivenlerin üst kısmında Devidas ailesinin evi, aşağıdaki en büyük evde ise tüccar Nesim Levi (Bayraklıoğlu) adlı kişinin evi bulunmaktaydı. Baba Devidas’ın bir gün merdivenlerde düşüp ayağını kırması sonrasında, dostu Nesim Levi’nin Avrupa şehirlerinde gördüklerine benzer bir asansör yapma fikrini geliştirdiği rivayet edilir. Asansör kulesi, Marsilya’dan getirilen tuğlalar ile inşa edildi ve 1907 yılında tamamlandı. Geliri, 1942 yılına kadar satılana kadar Karataş Musevi Hastanesi’nin giderlerini karşılamakta kullanıldı.

Asansör giriş kapısının üzerinde İbranice ve Fransızca olarak yazılı bir kitabe bulunmaktadır. Asansör kulesi, taş yapı temeli üzerine tuğla örülüdür ve Marsilya’dan getirilen tuğlalarla döşenmiştir. Asansörün varış noktasında, demir konsollar ile taşınan ve çeşitli motiflerle süslenmiş ahşap bir balkon yer almaktadır.

Uzun yıllar Jozef Palambo tarafından işletilen asansör, 1942 yılında el değiştirdi ve 1983’te İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlandı. 1985 yılında restore edilen asansör, elektrikle çalışan iki asansöre sahip hale getirildi. Dario Moreno Sokağı’nda yapılan bir tadilatın ardından, 20 Haziran 1993’te tekrar hizmete açıldı.

Yapının sahipleri sırasıyla Nesim Levi Bayraklıoğlu (yapının banisi), Şerif Remzi Reyent (1942’de satın aldı), Ayla Ökmen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi (1983’ten beri) olmuştur. Günümüzde asansör hala çalışır durumdadır ve üst katında kafe ve küçük bir seyir balkonu bulunmaktadır. Asansöre, halk arasında “Asansör Çıkmaz Sokağı” olarak bilinen, resmi adı “Dario Moreno” olan sokaktan ulaşılabilmektedir. Kule, taş ve tuğla kombinasyonuyla dikkat çeker ve Şehit Nihatbey Caddesi’ne ulaştığı noktada, demir konsollar üzerinde taşınan ahşap bir balkona sahiptir. Bu balkondan İzmir şehri kuşbakışı izlenebilmektedir.