Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri
Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri

Katib Çelebi Kimdir

Şubat 1609’da İstanbul’da doğan Kâtib Çelebi’nin hayatı, kendi otobiyografilerinden ve diğer eserlerinden alınan orijinal bilgilerle aydınlanmaktadır. Gerçek adı Mustafa olan Kâtib Çelebi, babasının adının Abdullah olduğu ulemâlar arasında “Kâtib Çelebi” ve Dîvân-ı Hümâyun mensupları arasında “Hacı Halîfe” olarak bilinir. Babası Enderun’dan yetişmiş, silâhdarlıkla ilgili görevlerde bulunmuş ve devrin âlimlerinin meclislerine katılarak ilme olan ilgisini artırmıştır.

Kâtib Çelebi’nin ilmî eğitimi, çocukluğunda Îsâ Halîfe el-Kırîmî’den aldığı dinî bilgilerle başlamış, daha sonra dil bilgisi için İlyas Hoca’dan, yazı dersleri için Böğrü Ahmed Çelebi’den eğitim almıştır. 14 yaşında iken babası tarafından Anadolu Muhasebeciliği Kalemi’ne gönderilen Kâtib Çelebi, burada hesap kaideleri, erkam ve siyâkat yazısı gibi konularda eğitim görmüştür.

Kâtib Çelebi’nin hayatı, 1635 yılına kadar çeşitli askerî seferlere katılması, babasını ve amcasını kaybetmesi, İstanbul’a dönüşü, ilmi eğitimi ve dini bilgileri derinleştirmesi gibi olayları içerir. Hüsrev Paşa’nın maiyetinde Hemedan ve Bağdat seferlerine katılan Kâtib Çelebi, bu seferlerdeki gözlemlerini “Cihannümâ” ve “Fezleke” adlı eserlerinde anlatmıştır. Ayrıca, IV. Murad’ın Revan seferine de katılarak çeşitli gözlemlerini paylaşmıştır.

1642 yılına kadar devam eden hayatında, Vâiz Veli Efendi’den çeşitli eserler okuyan Kâtib Çelebi, ilmi çalışmalarına ağırlık vermiş ve birçok eseri incelemiştir. Bu dönemde zengin bir mirasın bir kısmını kitaplara ayırmış, evini tamir ettirmiş ve evlenmiştir. Kâtib Çelebi’nin hayatı, daha sonra tamamen ilmi çalışmalara odaklandığı, çeşitli eserleri tercüme ettiği ve kendi eserlerini yazdığı bir döneme evrilmiştir.

Kâtib Çelebi’nin yaşamı, 27 Zilhicce 1067 (6 Ekim 1657) tarihinde vefat ettiği noktaya kadar devam etmiş, ölümü Zeyrek Camii civarındaki bir kabristana defnedilmiştir.

Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri
Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri

Kâtib Çelebi, ölümünden iki yıl sonra eserlerini satın alan İzzetî Mehmed Efendi tarafından himmet sahibi, iyi huylu, az konuşan ve hakim meşrepli biri olarak nitelendirilmiştir. Uşşâkīzâde ise onu çeşitli özellikleriyle büyük bir zat olarak tanımlamıştır.

Vakur kişiliğiyle bilinen Kâtib Çelebi, hicivden pek hoşlanmazdı. İnce bir zevke sahip olduğu ve çiçek yetiştirmekle ilgilendiği bilinmektedir. Hanefî mezhebinde ve İşrâkī meşrebinde olduğunu söyleyen müellif, tasavvuf menzilesinde felsefe ilimlerinden biri olarak kabul edilen İşrâkîliği benimsemiş ve nefs-i nâtıka için Allah’ı tanımanın en yüksek mertebe olduğunu vurgulamıştır.

Kâtib Çelebi, zamanındaki boş inançlara karşı çıkarak tekkelerin meczupların ve değersiz kişilerin ziyaretgâhına dönüşmesini eleştirmiştir. Ölülerden yardım dilemenin anlamsızlığını savunmuş ve taassubun gereksiz olduğunu, hatta iç savaşa neden olabilecek kadar şiddetlendiği bir dönemde bu tür taassubu önlemeye çalışmıştır.

Kitaba büyük bir ilgi gösteren Kâtib Çelebi, özellikle tarihî ve biyografik eserlerle uğraşmış, Arapça Feẕleke’sinde elinden 1300 eserin geçtiğini belirtmiştir. Tarih bilgisi ve sahip olduğu kitaplarla dönemindeki tarihçileri geride bıraktığı ifade edilmiştir. Tarih yazarken tarafsızlığa önem vermiş ve duyguları bir kenara bırakmıştır.

Astronomi ve anatomi gibi ilimlerin önemine vurgu yapmış, aynı zamanda toplumun düzeni ve devamı için ilmin önemini savunmuştur. Batı kaynaklarına başvuran ilk Osmanlı yazarı olan Kâtib Çelebi, çeşitli eserleri Türkçe’ye kazandırmış ve faydalandığı eserleri eleştirmekten çekinmemiştir.

Bu kısa özetle, Kâtib Çelebi’nin hayatı, düşünceleri ve eserleri hakkında ana hatlarıyla bilgi verilmiştir.

XVII. yüzyıl Osmanlı ilim ve kültür hayatına damgasını vuran Kâtib Çelebi, sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda Batı dünyasında da büyük takdir ve şöhret kazanmış bir şahsiyettir. Eserleri, özellikle “Keşfü’ẓ-ẓunûn,” Batı’da İslâm araştırmaları yapan birçok kişi için temel başvuru eseri haline gelmiştir. Bu eserler, Bibliothèque orientale aracılığıyla genel bir ansiklopedi ve özel olarak bir İslâm ansiklopedisi düşüncesinin oluşmasında etkili olmuştur.

Kâtib Çelebi, sadece yeni fikirler peşinde koşan bir düşünür değil, aynı zamanda yaşadığı dönemde ortaya çıkan sorunlarla ilgilenen bir düşünürdür. Eserleri, o dönemdeki sorunlara çözümler sunma amacını taşır. Özellikle coğrafyaya olan ilgisi ve Avrupa’da yapılan coğrafi keşiflerden elde edilen bilgileri kullanması, toplumda yaygınlaşmış bazı geleneklere karşı çıkışı gibi konular, onun toplumsal birliği önemseyen bir tavır içinde olduğunu gösterir.

Kâtib Çelebi’nin düşünceleri, İbn Haldûn’un izinden giden önemli bir düşünce ekolünü temsil eder. Keşfü’ẓ-ẓunûn’un mukaddimesinde Osmanlı medresesindeki ilim anlayışının temellerini verirken, Düstûrü’l-amel gibi eserlerinde İbn Haldûn’un görüşlerinden de etkilenmiştir. Onun eserleri, Osmanlı toplumunun kendi kendini anlama biçimini yansıtarak, o dönemin toplum tasavvurunu ortaya koyması açısından önemlidir.

Kâtib Çelebi’nin vurguladığı bir diğer önemli nokta, ilmin toplumsal hayat için ne kadar önemli olduğudur. O, dinle hayat arasında sağlıklı bir ilişki kurmanın ancak ilim yoluyla mümkün olduğunu savunur. İlim, toplumsal hayatın birleştirici gücü olarak görülür ve toplumsal vahdetin temeli olarak kabul edilir.

Sonuç olarak, Kâtib Çelebi, sadece bir düşünür değil, aynı zamanda yaşadığı dönemin tanığı ve çözüm arayıcısıdır. Eserleri, Osmanlı dönemi ilim anlayışının ve toplumsal yapısının anlaşılmasına önemli bir katkı sağlar.

Eserleri

 Feẕleketü’t-tevârîḫ

Fezlekâtü Akvâli’l-Ahyâr fî İlmi’t-Târîh ve’l-Ahbar adlı eser, diğer bir tanımlama olan Târîḫ-i Kebîr ile de anılmaktadır. Bu genel tarih, evrenin yaratılışından itibaren 1051 (1641) yılına kadar olan dönemi kapsar. Eser, yazarının el yazısıyla kaleme alınmış olup, günümüze ulaşan tek kopyası Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde (no. 10318) bulunmaktadır. Ancak, eserin 3-25 arasındaki sayfaları eksiktir.

Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri
Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri

 Fezleke

XVII. yüzyılın önemli şahsiyetlerinden biri olan Kâtib Çelebi, özellikle Keşfü’z-zunûn, Süllemü’l-vusûl, Cihânnümâ gibi eşsiz eserleriyle uluslararası alanda büyük bir üne sahiptir. Bu eser, Kâtib Çelebi’nin son yıllarında kaleme aldığı Türkçe Osmanlı tarihini içermektedir. 1591-1655 yılları arasındaki dönemi detaylı bir şekilde ele alarak savaşlar, barışlar, isyanlar, tayinler ve aziller gibi olayları kapsamaktadır.

Prof. Dr. Bekir Kütükoğlu’nun belirttiği gibi, “Fezleke” tamamen orijinal bir kaynak değil, ancak daha çok “ciddi bir derleme” niteliğindedir. Yazar, kullandığı kaynakları açıkça belirtmekte, bu kaynakları karşılaştırarak hangi rivayetin daha güvenilir olduğunu okuyucusuna aktarmakta ve bazı kritik konularda eleştirilerde bulunmaktadır. Bu özellikler, Fezleke’yi diğer eserlerden ayıran önemli özellikler arasında yer almaktadır.

Bir tarihçi olarak, Kâtib Çelebi’nin metodunun üstünlüğü, eserin kenar notlarında bulunan ve modern bir çalışmadaki dipnotlara benzeyen açıklamalarda açıkça görülmektedir. Bu notlar, metnin sağlamlığını ve güvenilirliğini artırmaktadır.

Fezleke’nin 1869-1870 yıllarında yapılan baskısının birçok hata ve eksiklik içerdiği tarih araştırmacıları tarafından bilinmektedir. Sıhhatli bir Fezleke metni isteyen araştırmacılar genellikle Âtıf Efendi Kütüphanesi, nr. 1914’teki müellif hattı müsvedde nüshasına başvurmuşlardır. Ancak, bu nüshanın tamamen güvenilir olmadığı, bazı bölümlerin Kâtib Çelebi’ye ait olmayan bir el yazısıyla yazıldığı ve bu kısımların eksik, farklı veya hatalı bilgiler içerdiği ortaya çıkmıştır.

Bu neşirde, mevcut Fezleke nüshaları arasından öne çıkan Nuruosmaniye Kütüphanesi, nr. 3153’teki bir nüsha kullanılarak orijinal bir Fezleke metni oluşturulmaya çalışılmıştır. Umarız bu çalışma, ilim dünyasına katkı sağlar ve faydalı olur.

Tuhfetü’l-kibâr fî esfâri’l-bihâr

Katip Çelebi’nin “Tuhfetü’l-Kibar” adlı eserinde, tarih, coğrafya ve astronomi gibi ilimlerin önemi vurgulanarak, devlet yöneticilerinin kendi imparatorluk sınırlarını ve bu bölgelerdeki yabancı ülkeleri yakından bilmeleri gerektiği üzerinde durulmaktadır. Yazar, bu bilgilerin hükümdarlar için hayati bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, Avrupalıların benzer ilimlere verdikleri değer sayesinde Amerika’nın keşfedildiğini ve Hind limanlarının ele geçirildiğini belirtmektedir.

“Tuhfetü’l-Kibar,” Osmanlı donanma tarihi ve teşkilatı hakkında yazılmış ilk kaynak olma özelliği taşımaktadır. Bu eser, Müteferrika matbaasının ilk bastığı kitap olarak da tarihî bir öneme sahiptir. Katip Çelebi’nin kaleme aldığı bu eser, Osmanlı İmparatorluğu’nun deniz gücüne dair bilgiler içerirken, aynı zamanda bilim ve coğrafya alanlarındaki gelişmelere de vurgu yapmaktadır. Bu sayede, okuyuculara hem Osmanlı donanmasının tarihî perspektifini sunmakta hem de bilim ve keşif alanlarındaki önemine dikkat çekmektedir.

Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri
Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri

Takvîmü’t-tevârîh.

Takvîmü’t-Tevârîh ya da Takvim üt tevarih-i Katip Çelebi, Osmanlı tarihçisi Katip Çelebi tarafından kaleme alınmış bir eserdir. Tam adı “تقويم التواريخ” olan bu eser, “Tarihlerin Takvimi” anlamına gelir. Katip Çelebi’nin ikinci eseri olan bu kitap, yaratılıştan itibaren 1648 yılına kadar olan olayların detaylı bir listesini içermektedir.

Eser, Katip Çelebi’nin önce Farsça olarak yazıldığı, daha sonra ise giriş ve bazı eklemeleriyle birlikte Türkçe’ye çevrildiği bir yapıya sahiptir. Kitap, Adem’in yaratılışıyla başlayarak (yazar, bu olayın hicretten önce 6216 yılında gerçekleştiğini belirtir), Ramazan aylarının başlangıç ve bitiş tarihleri, tarihsel hanedanların isimleri ve tarihleri, Osmanlı İmparatorluğu’nda IV. Murad’a kadar padişahlar, sadrazamlar ve diğer devlet büyüklerinin adları ve tarihleri gibi çeşitli tabloları içermektedir.

Takvîmü’t-Tevârîh, ilk defa 1733’te İbrahim Müteferrika tarafından basılmıştır. Kitaba, yazarın hayatını içeren bir bölüm eklenmiştir. Kitabın ilk yazılmasının ardından, Mehmed Şeyhi (1649-1731), İbrahim Müteferrika (1733’e kadar) ve Ali Suavi (1734-1812) gibi diğer yazarlar tarafından da ek bölümler yazılmıştır.

Eserin nüshalarının bir kısmı Avrupa’ya ulaşmış ve çeşitli çevirilere konu olmuştur. Dresden kütüphanesinde bulunan bir örneği, Koehler tarafından kopyalanmış ve Latince bir çeviri ile yorum bölümü eklenmiştir. Johann Jakob Reiske, Abu el Fida’nın Muhtasir Tarik Al Başar adlı eserinin çevirisine, Takvîmü’t-Tevârîh’in tablolarını da eklemiştir. Ayrıca, Katip Çelebi’nin tarih tabloları Rinaldo Carli tarafından “Cronologia historica…” adıyla İtalyancaya çevrilmiş ve 1697’de Venedik’te yayımlanmıştır. Fransız tarihçi Antoine Galland da eseri Fransızcaya çevirmiştir.

 Kanunnâme.

Fatih Kanunnâmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet yapısını düzenleyen temel kanundur ve II. Mehmed döneminde ortaya çıkmıştır. Bu kanun, o zamana kadar mevcut ancak derlenmemiş olan örfi ve şeri kurallar temel alınarak oluşturulmuştur. Padişahın “Fatih” lakabını taşımasıyla anılan bu kanun, devletin örgüt yapısı ve işleyişi konusunda düzenlemeler içermektedir.

Fatih Kanunnâmesi, Türkiye’de ilk defa Avusturya Millî Kütüphanesi’nde bulunan yazmaya dayanılarak Mehmed Arif Bey tarafından Târîh-i Osmânî Encümeni Mecmuası’nın bir eki olarak yayınlanmıştır. Ancak, bu yayının tamamen uydurma olduğu veya bazı bölümlerinin sonradan eklenerek II. Mehmed’e atfedildiği eleştirilere maruz kalmıştır. Ancak, dönem Osmanlı vakayinamelerinde yapılan atıflar ve yeni bir nüsha keşfi, kanunun II. Mehmed devrinin son zamanlarında Karamanî Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı döneminde derlendiğini göstermektedir.

Fatih Sultan Mehmed, devlet teşkilatında yeni düzenlemelere ihtiyaç duyduğu için kanunlar koymuş ve tımarlara ait konuları da yeniden düzenlemiştir. Kanunnâme, devlet ileri gelenlerinin yerlerine, padişaha arzda bulunabilecek kişilere, kadıların mertebelerine dair bilgileri içeren birinci kısım, saltanat işlerinin düzenlenmesine ve saray hizmetkarlarının bayramlaşma merasimlerine dair ikinci kısım, suçlar, cezalar ve mansıb sahiplerinin gelirlerine dair bilgileri içeren üçüncü kısım olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.

Fatih Kanunnâmesi aynı zamanda, kardeş katli meselesi ile ilgili bir madde içermektedir. Buna göre, padişahın evlatları arasında saltanatın mücadelesinde kardeşlerin öldürülmesi uygun görülmüştür.

Ayrıca, kanunname medreselerin yönetimini, müfredatını ve akademik yapısını düzenleyerek akademik personelin seçim ve atanması ile maaşlarını belirlemiştir. Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan bu kanun, yükseköğretim mevzuatının ilk örneklerinden birini oluşturması açısından da büyük bir öneme sahiptir.

Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri
Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri

Târîh-i Frengî Tercümesi

Johann Carion’un 1548’de Paris’te yayımlanan Chronicle adlı eserinin tercümesi, Kâtib Çelebi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu çeviri sürecinde Fransız mühtedisi Mehmed İhlâsî’nin yardımı da bulunmuştur. Tasvîr-i Efkâr’ın bazı sayılarında kısmen yayımlanan eserin, Laonicos Chalcondyle’un tarihine dair bir tercüme olduğu iddiası ise gerçeği yansıtmamaktadır.

Kâtib Çelebi, asıl tarihine kaynak olması amacıyla çevirdiği bu esere, mütercim olarak diğer bazı eserlerden ilaveler yapmıştır. Kanûnî Sultan Süleyman döneminden ve müslümanların İspanya’dan çıkarılma sürecinden bahsederek esere zenginlik katmıştır. Bu ilaveler, eserin daha kapsamlı ve zengin bir içeriğe sahip olmasını sağlamıştır.

Eserin bugüne ulaşan tek yazma nüshası, Konya İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi’nde muhafaza edilmektedir. Kâtib Çelebi’nin bu tercüme çalışması, dönemin tarih anlayışını ve olaylarına dair bir perspektifi yansıtmak açısından önemli bir kaynaktır.

 Târîh-i Kostantîniyye ve Kayâsire (Revnaku’s-saltana

Johannes Zonaras Acominatus, Nicephorus Gregoras, ve Atinalı Laonicus Chalcondyles tarafından kaleme alınan “Historia rerum in Oriente gestarum” adlı büyük eserin İstanbul ile ilgili bölümlerinin çevirisi Mîzânü’l-hak adlı eserde bulunmaktadır (Frankfurt 1587, s. 143). Bu eserde İslam’ın yayılmasından, Bulgar Devleti’nin çöküşüne, Bizans İmparatorluğu’ndan, Selçuklu Devleti’nden, Haçlı Seferleri’nden, İstanbul’un su yollarından, yangınlarından, depremlerinden ve benzeri konulardan bahsedilmektedir. Konya İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi’nde bir kopyası bulunmaktadır.

İrşâdü’l-hıyârâ ilâ târîhi’l-Yûnân ve’r-Rûm ve’n-nasârâ

Eser, Avrupa ülkeleri hakkında bilgisi olmayan müellif ve tarihçilere yönelik olarak kaleme alınmış 58 sayfalık bir risaledir. Yazar, Atlas Minor gibi eserlerden faydalanarak bu bilgileri derlemiştir. Eser iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde Avrupalıların dinleri, ikinci bölümde ise Avrupa hükümdarlarının adet ve kanunları hakkında bilgi verilmektedir. Ayrıca, çeşitli Avrupa ülkelerinin yönetim tarzları ele alınmakta, demokrasi, aristokrasi, cumhuriyet gibi kavramlar ile seçim usulleri açıklanmaktadır. Batılılar’ın ileri olduğu konular ve Osmanlılar ile olan ilişkiler de eserde ele alınan diğer konulardır (Koman, Konya Halkevi Dergisi, sayı 79 [1945], sayfa 20).

Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri
Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri

Süllemü’l-vüṣûl ilâ ṭabaḳāti’l-fuḥû

Arapça’da alfabetik sıraya göre düzenlenmiş bir tabakat kitabı olan bu eser, iki temel bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, kendi adlarıyla tanınmış kişilerin biyografilerine yer verilirken, ikinci bölümde ise nesep, künye ve lakaplarıyla bilinen şahısların bilgileri sunulmaktadır. Özellikle Keşfü’ẓ-ẓunûn kaynaklı indeks özelliği taşıyan bu eser, Süyûtî’nin Lübbü’l-Lübâb fî taḥrîri’l-Ensâb adlı eserinden esinlenmiştir. Eser, Süyûtî’nin kitabındaki hal tercümelerini temel almakta, aynı zamanda Keşfü’ẓ-ẓunûn’da geçen diğer kitapların yazarlarına ait indeks bilgilerini içermektedir. Ayrıca, eserin aslını oluşturan Süyûtî’nin Lübbü’l-Lübâb fî taḥrîri’l-Ensâb’ında yer almayan önemli ilaveler, diğer kaynaklardan derlenmiştir.

Eser, geniş bir kaynak yelpazesine dayanmakta olup, yazarlar tarafından kullanılan 100’den fazla kaynağa referans vermektedir. Ancak, eserin tamamlanmamış olduğu ve müsvedde halinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kitabın tek nüshası, Süleymaniye Kütüphanesi’nde Şehid Ali Paşa, nr. 1877 kaydı altında bulunmaktadır. Ayrıca, eserin sonraki dönemlere uzanan devamını içeren bir zeyil, Müstakimzâde tarafından yazılmıştır. Bu zeyil, 1175 (1761-62) yılına kadar olan dönemi kapsamaktadır ve Mecelletü’n-niṣâb adlı eserde bulunmaktadır. Süleymaniye Kütüphanesi’nde Hâlet Efendi, nr. 628 kaydında mevcut olan bu zeyil, eserin tamamlanmamış bölümlerini ele almaktadır.

 Cihannümâ.

Kâtib Çelebi’nin meşhur eseri, coğrafya üzerine kaleme aldığı önemli bir kitaptır ve İstanbul’da 1145 yılında yazılmıştır.

Levâmiu’n-nûr fî zulümât-i Atlas Minûr

621 yılında Arnheim’de basılan “Atlas Minor Gerardi Mercatoris A. S. Hondio plurimis aenis Atque Illustratus” adlı kitap, Gerard Mercator ve Abrahamus Ortelius Hondius’un eseridir. Bu eserin tercümesi, Kâtib Çelebi tarafından Mehmed İhlâsî’nin yardımıyla yapılmıştır. Ancak, Kâtib Çelebi’nin çevirisi sadece bir kuru tercüme değil, aynı zamanda açıklamalı ve tenkitli bir tercüme olma özelliği taşımaktadır. Çalışmanın temel amacı, Cihannümâ’sının Avrupa kısmı için kaynak sağlamaktır.

Eserde Kuzey kutbundan başlayarak, Avrupa ülkelerinin nehirleri, dağları, şehirleri detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Müellifin orijinal nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde bulunmakla birlikte (nr. 2998), eserin başka yazmaları da mevcuttur. Kâtib Çelebi’nin bu tercümesi, sadece bilgi aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda Avrupa coğrafyasına dair eleştirel bir yaklaşımı da içermektedir.

 el-İlhâmü’l-mukaddes min feyzi’l-akdes

anıtlamak amacıyla yazdığı bir ilmî risaledir. Bu meseleler arasında, yerin yuvarlak olmasından kaynaklanan coğrafi bölgelerde gece ve gündüz süreleri arasındaki büyük fark nedeniyle namaz ve oruç vakitlerinin belirlenmesi bulunmaktadır. İkinci olarak, güneşin aynı cihetten doğup batmasının dünyanın herhangi bir noktasında mümkün olup olmadığı sorusu geliyor. Üçüncü olarak ise, herhangi bir yöne dönüldüğünde kıble olabilecek bir yerin var olup olmadığı üzerinde durulmuştur. Kâtib Çelebi, bu konularda zamanının alimlerinden tatmin edici cevaplar alamayınca, bu meseleleri fıkıh konusu haline getirerek ilmî bir risale kaleme almıştır. Eserin nüshaları Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Mahmud Efendi, nr. 1938; Hamidiye, nr. 993, vr. 40b-49b; Lala İsmâil, nr. 694, vr. 81a-86b) ve Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde (nr. 4075) bulunmaktadır. Bedii N. Şehsuvaroğlu, eseri “Kâtip Çelebi: Hayatı ve Eserleri Hakkında İncelemeler” adlı çalışmasında yayınlamıştır (s. 151-163).Z

Keşfü’ẓ-ẓunûn

Esâmi’l-Kütüb ve’l-Fünûn,” Katip Çelebi’nin yirmi yıl süren çalışmalarının ürünü olan büyük bir bibliyografik eserdir. Bu eser, Şerefettin Yaltkaya ve Kilisli Muallim Rifat tarafından yayına hazırlanarak İstanbul’da 1360-1362 (1941-1943) yıllarında basılmıştır.

Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri
Katib Çelebi Kimdir Ve Eserleri

Diğer konulara bakmak için tıklayınız...