Siirtin Turistik Yerleri
Tillo Kalesi

Tillo Siirtin Turistik Yerleri dillere destan bir olayı var ki, uzayın sonsuzluğunu keşfeden gizli bir bilginin yüzyıllar boyunca gizemli sırlarla mühürlediği bir hikayeye benziyor.

Uzayın sırlarını gökyüzündeki yıldızlar kadar iyi bilen gizemli bir bilge, yıllarca süren araştırmalarının meyvesini Tillo’nun sakin sokaklarında toplamıştı. O, astronomik hesaplarını ustaca kullanarak, güneş ışınlarının dansını, neredeyse 300 yıl önce Tillo’yu aydınlatırken, kaleyi adeta bir büyülü kubbeyle kaplamıştı.

Ancak bu sadece gözle görünenin ötesinde bir olaydı. Tillo Kalesi’nin duvarları, sadece taştan yapılmış birer yapı değil, aynı zamanda bilgi ve gizemle de işlenmişti. Gizli ilimlerin sırlarını çözen bu astronom, kaleye bir anlam kazandırmış, onu sıradan bir yapıdan çok daha fazlası haline getirmişti.

Bu olay, komplo teorisyenlerini bile şaşkına çevirecek kadar derin ve gizemliydi. Astronomun gösterdiği bilgi ve ustalık, insanlığın evreni anlama ve kontrol etme arzusunu temsil ediyordu. Siirtin Turistik YerlerindenTillo Kalesi’nin bu olayı, sadece tarihi bir anı değil, aynı zamanda insanlığın evrenle olan ilişkisinin derinliğini ve karmaşıklığını da simgeliyordu.

Siirtin Turistik Yerleri
Siirtin Turistik Yerleri

Işık Hikayesi

İbrahim Hakkı Hazretleri’nin hüzün dolu günleri, Tillo’da geçti. Sevgili hocası İsmail Fakirullah’ın vefatıyla bir boşluk hissetti. Onun ardından duyduğu derin acı, sözlerle ifade edilemezdi. “Hocamın başucuna doğmayan güneşi neyleyeyim?” diyerek içsel bir arayışa girdi.

Gizemli bir bağlılıkla, hoca için bir anıt inşa etmeye karar verdi. Yanında yükselen kuleye ve Tillo’nun uzak tepe noktasına taş bir duvar ördü. Her yıl ekinoks günlerinde, doğanın mucizevi bir ritüeli gerçekleşirdi. 21 Mart ve 23 Eylül’de, güneşin ilk ışıkları pencereden süzülür, kuledeki ayna bu ışığı alır ve duvara yansıtır, sonunda türbeye ulaşarak İsmail Fakirullah Hazretleri’nin başucuna bir selam gönderirdi.

Ancak zamanın acımasız eli, yapılan restorasyonlarla bu muazzam düzenek kaybolma noktasına gelmişti. 1960’ların restorasyonu sırasında, pencerenin konumu değiştirilmiş ve eski büyü artık izlenemez hale gelmişti.

Ancak, umutsuzluğa kapılmak yoktu. 23 Eylül 2011’de, Siirt Valiliği’nin ve Başkent Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Cengiz Işık’ın liderliğindeki bir bilim ekibi, Tübitak Gözlem Evi’nin de katkılarıyla harekete geçti. Üç asırlık gizem, bilimin ışığında tekrar gün yüzüne çıkarıldı.

Siirtin Turistik Yerleri

Cam Teras

Siirtin Turistik Yerleri

Siirtin Turistik Yerleri

Delikli Taş

Siirtin Turistik Yerleri

Delikli Taş Hikayesi Nedir?

Delikli taş mağarası efsanesi, oldukça yaygın bir inanıştır. Buna göre, mağaraya girenler eğer suçlu hissederlerse, mağaranın sonundaki delikten geçemezler. Bu delik, kişinin suçluluk duygusunu simgeler ve onu dışarı çıkmaya engeller. İnanca göre, suçluluk hissi ne kadar güçlü olursa, geçit o kadar daralır ve kişi o kadar zorlanır. Ancak, kişi bir adak sunarsa, bu delik genişler ve kişi kolayca dışarı çıkabilir.

HZ. Veysel Karani Türbesi

Üveys, tek bir Tanrı’ya inanan bir adamdı. Ancak çevresi onunla alay ettiğinde, toplumdan uzaklaşmak için deve çobanlığı yapmaya başladı. İnsanların alaylarından kaçmak için sakin bir hayat arzuluyordu. Bir gün, Hz. Muhammed’in İslam dinini yaydığını duydu. Bunun üzerine, Kelime-i Tevhid’i söyleyerek Müslüman oldu ve annesine de bu yeni inancını öğretti.

Annesine derin bir bağlılık duyan Veysel Karani, Allah ve peygamberine olan sevgisiyle dolup taşmaya başladı. Hastalıktan muzdarip annesinden izin alarak, Hz. Muhammed’i görmek umuduyla Medine’ye doğru yola çıktı. Ancak Medine’ye vardığında, Hz. Muhammed’in Tebük Seferi’nde olduğunu öğrendi.

Üveys, Peygamber’i göremediği için üzgün bir şekilde geri dönmek zorunda kaldı. Ancak aklında, Hz. Muhammed’e duyduğu derin sevgi vardı. Gitmeden önce, Hz. Aişe’ye Hz. Muhammed’e olan bağlılığını iletmeyi istedi ve geri döndü.

Hz. Muhammed, vefatından önce bir vasiyet bıraktı. Miraç’ta giydiği hırkasının kendisine verilmesini istedi. Daha sonra Hz. Aişe, Üveys’i buldu ve ona Peygamber’in vasiyetini yerine getirerek hırkayı teslim etti. Bu olaydan sonra Üveys’e köyünde daha fazla saygı gösterildi.

Ancak Üveys, bu ilgiden rahatsız oldu ve annesiyle birlikte köyü terk etti. Annesinin vefatından sonra, Hz. Ali’den bir davet aldı ve Mekke’ye göç etti. Mekke’ye vardığında, Hz. Ali’ye bağlılığını dile getirdi. Sıffin Savaşı sırasında, iki Müslüman grubu karşı karşıya getiren çatışmada ağır yaralandı ve şehit oldu.


Hz. Veysel Karani Türbesi Hangi Yerlerde Bulunmaktadır

Hz. Veysel Karani Türbesi’nin ilginç bir özelliği var: Şam, Yemen ve Siirt olmak üzere üç farklı yerde bulunuyor. Rivayete göre, Hz. Ali’nin tavsiyesi üzerine üç kabile, Hz. Veysel Karani’nin naaşını almak için gelir. Ancak sabahleyin her üç tabut da içinde Hz. Veysel Karani’nin naaşıyla geri döner. Bu olayın ardından, Siirt’teki türbe günümüze kadar birçok restorasyondan geçmiş olsa da hala ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Diğer şehirler için tıklayınız